3 Ekim 2011 Pazartesi

bozbur.

s:böğürtlenler gülerken,

ben: üzümler ağlıyordu.

s: üzümler hep ağladı. böğürtenler hep güldü. Pancarlar hep lezzetsizdi. Yaseminler hep güzel koktu.

ben: gazap üzümleri bu yüzden yazılmış.

s: hmm… belki de.

ben: asma yaprağında, sardalya tabağımda ağlıyor. Beyaz peynir hüzünlü. Rakı.. Rakıyı hiç sorma. Derdi çok büyük.

s: rakı burda daha bi hüzünlü. çünkü ne yaptıysam da sevemedim onu. beyaz peynirse; seviliyor diye mutlu ama… rakısız… mutsuz.

ben: kavunu duyan yok. Masada eksikliğini hisseden yok. Rakı beyaz peynire bakıyor. Yıllar geçiyor kavun yaşlanıyor.

s: kavun ağır, kavun hassas. karpuz var masada. Hep daha kolay, hep daha sevilen. İnsan… İnsan zoru sevmedi hiç.

ben: insan hep dertli. Şerefine kadehim. Kaderimse kadehe bakar durur.

s: şerefine kadehim. kaderim kadehin içinde boğulsa da, kadeh boşalır, kader biter. Kader yalan. Kadeh boş.

ben: kadeh bi dolar bi boşalır. Ben neredeyim?

s: kadeh mi boşalır dolar, sen mi, ben mi… dolduk mu ki hiç? sandık mı? Yanıldık mı yoksa yanılmak mıydı aslolan? kimdik biz?



Bozcaada'dan Burgaz Ada'ya yapılan en güzel rakı muhabbeti.
sen yazarsın ben yazmaz mıyım?

o gün benim doğumgünümdü sanırım.

teşekkürler se.

0 martini:

Yorum Gönder